Artık Önümüzdeki Turnuvalara Bakacağız

Dün aksam oynanan Türkiye-Ermenistan maçı ile beraber 4 yıllık Fatih Terim dönemini de arkamızda bıraktık. Milli takımlarda çalışmak birçok zaman teknik direktörler için lig takımlarını çalıştırmaktan zor olmuştur. Lisanslı oynayan binlerce oyuncu arasından 22–24 tanesini seçmeniz gereklidir ve çağırdığınız-çağırmadığınız oyuncular ile daima eleştiri konusu olursunuz. Oyuncuların form durumu, yeni yükselen oyuncuları takip edebilmeniz ve hatta oyuncunun milli maçtan önce oynadığı maçta galip mi mağlup mu geldiğini bile göze almanız gerekebilir bazen. Üstelik senede sadece 7–8 maç oynanması ve de futbolcularla maçlardan bir hafta öncesinde beraber olabilme gibi koşullar da isleri iyice zorlaştırır.
Fatih Terim konusuna geri dönecek olursak, bir önceki milli takim teknik direktörlüğü döneminden çok daha tecrübeli ve kariyerli olarak büyük umutlarla milli takimin başına geçti. Görevi devraldığı Ersun Yanal ise aslında pek başarışız bir grafik sergilememesine rağmen İstanbul basınının ayağını kaydırmasıyla görevinden olmuştu. 4 yıllık Fatih Terim önderliğindeki milli takim karnesine bakarsak, arkamızda büyük bir utanç ve büyük bir sevinç vesilesi olan iki olaya tanık oluyoruz. Birincisi olaylı İsviçre maçı ve diğeri de son Avrupa Şampiyonası’ndaki performansımız. Bu dönemde Fatih Terim’e yapabileceğimiz en büyük eleştiri ise, iskelet bir kadro ve oturmuş bir oyun düzeni kuramayışıdır. Oyun taktiğini her zaman elindeki oyunculara göre ayarlayan Fatih Terim, maalesef olumlu futbol acısından milli takımımıza karakterli bir oyun anlayışı benimsetememiştir. Bu yüzden hep inişli-çıkışlı bir grafik sergileyerek, futbolcuların moral motivasyonuyla bir ileri bir geri gidip durduk. Sonunda arkamıza baktığımızda, Konfederasyon kupasında üçüncü olan Şenol Güneş’in milli takımından bir adim ileri gidemediğimizi acı bir şekilde görmüş olduk.
Fatih Terim istifa edince ilk olarak aklımıza gelen soru yerine yerli mi yoksa yabancı teknik direktör getirileceği oldu doğal olarak. Yerlilerden boşta olan Bülent Uygun, Ertuğrul Sağlam veya Ersun Yanal; uzun süredir gözü milli takim teknik direktörlüğünde olan Mustafa Denizli…
Federasyon başkanının yaptığı açıklamaya göre, TFF ilk tercihini yabancı teknik direktörden yana kullanacağı için bu seçenekleri şimdilik kapalı tutuyoruz.
Yabancılardan ise, yine ilk akla gelenler, Türkiye’yi tanıyan yerli-yabancılar. Bunların başını da Lucescu, Daum ve Gerets çekiyor.
Her fırsatta Türkiye’ye gelmek istediğini belirten veya gazetelere öyle yansıtan Lucescu’nun gelmesi hiç de uzak ihtimal değil. Bir süre önce kalp krizi geçiren ve yoğun tempoda çalışması sakıncalı olan Lucescu için Türk milli takimi iyi bir tercih olabilir.
Bir başka seçenek ise bu sezon Al Hilal takiminin başına geçerek birçok kişiyi şaşırtan Eric Gerets. Çok konuşulan başka bir seçenek ise “Tanjevic modeli” olarak bildiğimiz, Fenerbahçe-Milli takim teknik direktörlüğü modeli temel alınarak Christopf Daum gibi gözüküyor. Fakat Daum’un böyle bir yükün altına girmesi ise küçük ihtimal gibi gözüküyor.
Diğerleri kadar yerli olmasa da daha önce Türkiye’de çalışmış olan Guus Hiddink de milli takim için adi gecen teknik direktörlerden. Şaşırtıcı bir bicimde çalıştırdığı lig takımlarında büyük başarı elde edemeyip, milli takımlarda büyük-küçük demeden önemli basarılar elde eden tecrübeli teknik direktör, milli takımlar kariyerine Türkiye ile beraber kaldıracağı kupaları da eklemek isteyebilir.
Fakat hangisi gelirse gelsin, maaşı çok tartışılan Fatih Terim’den çok daha fazla para isteyecekleri aşikâr. Sanırım yeni dönemle beraber yeni tartışma konuları açılacak.
Bundan sonraki süreçte elbette birçok başka isim de yazılıp çizilecektir, bizim temennimiz, hak edene formanın verildiği, hem Anadolu’nun hem de İstanbul’un milli takimi olabilen, karakterli bir takim izleyebilmektir. Bu yolda bizi başarıya ulaştırabilecek hangi teknik direktör var ise, tüm gücümüzle destekçisi olacağımıza şimdiden söz veriyoruz. Öyle ya da böyle bir turnuvayı daha evimizden izleyeceğiz, artik önümüzdeki turnuvalara bakacağız…
A.Kandemir

Gerçekten çok komik bir durum dünya kupasına katılamamak. Grubumuz gerçekten o kadar zorlu bir grup değildi. Güle oynaya play offlara kalır gelen rakibi alt eder elemelere gidebilirdik.
Önümüze bakmak yerine televizyondan dünya kupasına bakacağız artık. Üzücü..