Sabırlı Oyunun Meyvesi

Posted on 23. Şub, 2010 in: Maç Değerlendirmeleri

Fenerbahçe Bursaspor

Dünkü Fenerbahçe-Bursaspor maçı, birçok açıdan güzel örnek teşkil ediyor. İki takımın da doğruları ve yanlışları, adeta bir futbol dersi niteliğinde… Öncelikle, mücadelenin üst düzey, seyir zevkinin yüksek olduğu bir maç olduğunu belirtelim. Oyunun bazı bölümlerinde gereksiz duraklamalar olmasa, maç spikerlerinin de dediği gibi, Premier Lig maçlarını aratmayan bir karşılaşma olurdu.

Lille maçının moral bozukluğu ve yorgunluğu, maçın ilk dakikalarında kendini hissettirmedi Fenerbahçe adına. Buna karşın Bursaspor aşırı derecede ürkekti ve savunma paylaşımını çok kötü yaptılar. Belli ki kupa maçının ilk ayağında oynadıkları 3-0’lık maçın etkisinde kalmışlardı. Fenerbahçe, Alex-Wederson-Andre Santos üçlüsüyle 2-0 öne geçerek cezayı erken kesti. Bu 2 gol, yüzde 80 Bursa defansının yerleşim hatasından, yüzde 20 yetenekten geldi.

20. dakikada 2 farklı geriye düşen Bursaspor’un, bu dakikadan sonra demoralize olmaları beklenirken maça daha çok asılmaları ve daha iyi oynamaları, Ertuğrul Sağlam’ın eseriydi diyebiliriz. Sercan gibi bir eksiği, hareketli futbolcu Batalla doldurdu ve Arjantinli oyuncu, 1.70’lik boyuyla 2 haftada 2. kafa golünü attı, uzun boylu Turgay’a inat. Turgay’ın bu maç bekleneni veremediğini de söylemek lazım.

İkinci yarıya, ortasaha çizgisini maç boyunca hiç geçmeyen sol bek Yenal’ı çıkartıp, kısıtlı yeteneğine rağmen ileri gidip gelmeleri iyi yapan Mustafa Keçeli’yi oyuna alarak başladı Ertuğrul Hoca. Bu değişikliğin üstüne, Özer’in sakatlanmasıyla sağ açığa kayan Gökhan Gönül’ün yerine geçen, devamlı oynamayan bir oyuncu olan Önder’in oyuna girmesi eklenince, Bursaspor’un sol kanadı iyi çalışmaya başladı. Üstelik, beklenenin aksine ilk yarı kötü maç çıkaran sağ kanatları da bu devre iyi oynadı. Kontrollü bir şekilde defans yaptılar, ileriye de organize bir şekilde çıktılar. Bu dakikalarda Fenerbahçe’de yorgunluk belirtileri başladı. Bu yorgunluk, konsantrasyon kaybını getirdi ve Bilica, gereksiz bir çift vuruşa neden oldu.

Bu golde bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Atış öncesinde Cristian, hakemin onca uyarılarına rağmen, ısrarla baraj mesafesini ihlal etti. Ve top Cristian’a çarpıp ağlarla buluştu. Hani, oh olsun derler ya…

Bu gol belki şans golü olabilir. Ama Bursaspor’un ısrarla top şişirmeyip, ayağa pasla rakip sahaya gitmesinin dolaylı bir hediyesiydi de diyebiliriz.

Son gol ise, Fenerbahçe’de konsantrasyon kaybının üst düzeyde olduğunu gösteriyordu. Sanki mağluplarmış gibi geride sadece bir kişi bırakıp topluca hücum ettiler. Volkan Şen’in asistiyle günün yıldız ismi Ozan İpek, 3. golü atmakta çok zorlanmadı. Ve böylece, İnönü’deki Beşiktaş maçından sonra muhteşem bir geri dönüş daha yaptılar. Yine son 5 dakika, yine geriden gelip aldılar. Dolmabahçe’de 2-1’den, Kadıköy’de 2-0’dan çevirdiler maçı.

Ertuğrul Sağlam’ı bir kez daha tebrik etmek gerekir. Kazanmak için şuursuzca hücumun değil, sabırlı oyunun gerekli olduğunu bir kez daha gösterdi. Kritik maçlarda galip gelmenin şifresini çözmüş adeta. Hani şampiyonluk demek istemiyorum, zaten yönetiminin ve taraftarının şampiyonluğu hak ettiğini düşünmüyorum, ama zirve mücadelesinde sonuna kadar varolacaklarına inanıyorum.

Malachy

Yorum Ekle